SOLİPSİST SANRILAR

Feryat çığlıklarım yükseliyor yalnızlık köşemden.
Kim nasıl haberdar olacak ki ahvalimden?
İsterdim benimle olsun mentaliten.
Mistik bir saadetim vardı dilime pelesenk ;
Şimdiyse hazin dizelerimin ahengi olan: sen.

Megalomanik derecede ihtiyatlıyım şimdi.
Mütemadiyen yenik düşeceksin kibrine değil mi?
Heva eden günah kirlerinden arındır benliğini !
Emarelerini kabullenemediğim riyakarlığını yüzüme vur, hadi!

Haybeden silmek isterdim tarihçemizi.
Basiretsiz ihtiraslarım belli ki istemiyor artık seni..
Sormak isterim kalemi kırık gönlüme:
Ne zaman mutlu sonlanacak bu hikaye?

Hezeyanların tiz seslerine kulak asmadım hiçbir zaman.
Gelmeden önce nihai elvedan.
Bir batalyon insan olsa da yanımda;
Hafızam gözünü dikerdi gece gündüz sana!

Telakki etmekte zorlanırdım feragatimi.
Şimdiyse yok böyle bir edâ, ne güzel değil mi?
Hissetmiyorum bile selâm verme gereği.
Sükselerim çok seviyor at gözlüklerini !
Nüktelerimin sana şimdi yok bile kini..

Mağrur nispetler yaptığın gayrımuayyen amoral tavrın, acizlik dramaların…
Elbet bu eklektik nevrozların geri dönüşü olacak, belki yarın…
İmkansızı zorlayan bir bilinç, mukabele bekleme, değil bu benim yakışanım .
Gözlerime bak, neden diye sorup susacağım!

Duvarlardaki desenler bozulacak daha,
Kimse bir renk görmeyecek artık burada .
Sendin zihnimin beni kandırdığı,  vandalist bir paradigma !

Solipsist sanrılar, vuku bulamayacaksın mukavim duygularda !
Elde ettikçe kirli menfaatleri dileyeceksin daha da furya!
Artık sana diyemem, gnostik bir elveda!

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın