SEN BİLİNCİ

Öyle delicesine baş kaldırıyordu ki tutamadım elimde,
Ve koyverdim dizginlerimi,
Belki el ele tutuşurlar seninkiyle
Ve bakarlar birlikte göklerdeki istikbale.

Varırlar ortak kanaatlere, birbirlerinin kanaat önderiymişcesine!
Birlikte boyun eğerler bazı kararlara, göklerden gelen, bizim müdahale edemeyeceğimiz.
Metaforlarına zemin hazırlarlar bilinçsizce!

Teskin et şu mukavim nevrozlarımı, ahvalimi, mukadderatı.
Noktalıyorum kederi ve hüznü artık güzel hisler zamanı.
Midemde kelebekler uçuşuyor tasavvur ettikçe yarınları,
Ne kadar ferasetli olsam da tütün dumanıyla haybeden korlanıyor bir mazlumun anıları.

Ahraz yapı dimağım ve huzur yoksunu algım izin vermiyor seni bertaraf etmeme,
Sen tüm imitasyonların tezatıydın bende.
Temennimdir, bana boşunaymış dedirtme!
Bu unutmuşluğun en büyük infialimdir.
Daha ne kadar riyakârlık edebilirim ki mukavemete!?

Önce ben son veririm tüm lafügüzaflarıma,
Sonra senin merhametin dönüşür bi kuyruklu yıldıza ya da bi yağmura..
Iner yeryüzüne tane tane, damla damla.

Sevdam gibi alevlerdeyim,
Demli bi çay
Ya da eski bi deyim.
Gözden uzak gönülden ırak ama yalnız senleyim.
Senin kocaman koyu kahve gözlerin var,
Benimse yalnız dizelerim.

Senin yüzün çiçeklerin en güzeli, gözlerinse bitmeyen bir hasret gibi.
Anımsatıyor köyümün yaz akşamlarını…
Çok seviyordun papatyaları, onlar da seni, sanki sana sevdalı.

Başını göğsüme sakla değer verdiğim,
Güzel saçlarında dolaşsın elim.
Bir gün ağlayalım bir gün gülelim,
El ele tutuşan yaramaz çocuklar gibi.
Bitip tükenmek bilmeyen bir letafet var sende, kırlara yayılan ilkbahar gibi.

Feryat ormanının içinde kalıverdik yalnız,
Ama ben sayamadım yüzündeki kaç yıldız?
Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız,
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda.

Göğsündeki ay taşından gönlüne,
Satır aralarından beni izleyen gözlerine
Daha nice dörtlükler dizeceğim
Lâkin şimdilik hoşça kal,
Yakında tekrar geleceğim..

Yazıyı paylaş
3
Şu kategoriye gönderildi: Felsefe, Şiir Şu etiketin altına yerleştirildi:

Bir cevap yazın