Mustafa Kemal Atatürk

Osmanlı ordusuna hizmet, ordulara komutanlık eden ve Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusudur.
Türkiye’nin özgürlüğünü borçlandığı ve önemli haklarını gelecek nesle tanıyan önemli bir insan.
Yabancı firmaları millileştirip eğitimi Türk hükümetinin altına aldı. Bu sayede yeni nesillerde başkalarının değil milletimizin tarihi ve kontrol altında gerekli bilgiler gösterilecekti.
Çok sayıda yeni okul inşasında katkıda bulundu, İlköğretim ücretsiz ve zorunlu hale getirildi, her insanın okuma hakkı kendine tanındı.
Yabancı okullar devlet denetimine girdi ve bilimsel eğitim ağırlıklı olarak işlendi.
Kadınlara pek çok Batı ülkesinden önce politik haklar tanındı, şahitliği erkeklerinkiyle eşit hale getirildi ve seçme-seçilme hakları verildi.
Sınıf ve statü farkı kaldırılıp soyadlarımız yürürlüğe girdi, birçok sanayinin açılmasına ve gelişimine katkıda bulunuldu.

Dinimizde insanları yargılamak, ayıplamak ya da kendi inançlarımıza uymuyor diye farklı kalıplara sığdırmak günahtır, insani olarak da doğru değildir. Atatürk‘ün ülkesine ve milletine bıraktığı güzellikleri tüm dünya kabul etmişken, bizim insanımız reddediyor. Sebebi ise Müslüman olmadığı fakat kendilerinin inandığı dinde bu hareketlerin kötü (günah) olduğu yazdığı halde yapılıyor. Yukarı aşağı, sağ sol, öne arkaya ve oraya buraya diye kendimizi böldük. Atatürk’e inanan ben başkasını tanımam dedi, inanmayan ben onu tanımam dedi..
Atatürk hakkında yazı yazarken dinden bahsetmek ya da insanların sadece bu sebepten dolayı bile yaptığı şeyleri göz ardı etmesini konu almak ayrı bir üzgünlük. Kadının insan olduğunu öğreten ve erkekten farklı olmadığını anlatan yasaları koymasına rağmen hala erkeklerin kendisini üstün gören kısmı var. Bana sorarsanız hayatta kalma mücadelesinde güçlü güçsüzü ezer ama bunun dışında zevki olarak hiçbir canlı başka bir canlıya zarar verebilecek kadar üstte değil ve hakkı bulunmaz.

Biz kendi türümüzde kim üstün diye tartışırken aslında tüm türlerin eşit olduğunu unuttuk. Size eleştirme hakkı vereni sadece eleştirmek için eleştirip, eleştirme hakkınızı kısıtlayanları sadece inançlarınıza uyuyor diye kabul etmek ayrı bir olay.
Milletler bozulur, oluşur, kaybedilir ve kazanılır ama insanlık bir kere var oldu bittiğinde daha oluşmayacak. Milliyetçilik ülkemizin, insancılık evrenimizin ihtiyacıdır.

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın