Kendimle Baş Başa

Işıklar kapalı, odamda tek başıma uzanıyorum. Ay ışığının odayı hafif aydınlatmasıyla oluşan duvardaki gölgemle baş başa sohbet ediyorum yine. Neden suskunsun dedim, bir sigara yaktı öylece. Duman duvarda şekiller alıyor, galiba dumanla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Hep beni dinliyorsun gölge, hiçbir şey anlatmıyorsun! Sinir olmaya başladım bir süreden sonra. Söylemlerle anlaşamadığımızı fark ettim. Ayağa kalktım sessizce, biraz el hareketleri yaptım ve içimde bir mutluluk oluştu, çünkü karşılık vermişti. Daha fazla iletişim kurmak istedim. Dans ettim karşısında. Her hareketimin cevabını almaya başladım. Karşımızdaki anlattığımızı anlamıyorsa, anlattığımızı değil anlatma şeklimizi değiştirmemiz gerektiğini öğrendim. Şimdi daha samimi ve karşılıklı sohbetlerimiz oluyor kendisiyle. Anlatacaklarım bitti. Yalnız kalmak istiyorum artık, “hadi git, yeter bu kadar sohbetimiz” dedim; gitmedi. Sadece kendi çıkarım için sohbet etmişim oysaki. Elimi havaya kaldırarak bağırdım biraz. Galiba o da benim gitmemi istiyordu. Canını acıtmak istedim ve kalkıp bir yumruk attım. Şaşkınım. Kendi canımı acıtmışım sadece. Bu hayattaki her şey sizin gölgenizdir aslında. Biz her canını acıtmak istediğimizde ve saldırdığımızda zarar verdiğimizi düşünürüz, belki de vermişizdir. Unutmayın ki gölgemize zarar vermek istiyorsak ilk darbeyi bizim yememiz gerekiyor. Savaşın kazananı olmaz, sadece en çok kaybedeni olur. Birine zarar vermek istediğimiz savaşı asla kazanamayız.

Yazıyı paylaş
Şu kategoriye gönderildi: BOİ Şu etiketin altına yerleştirildi: ,

Bir cevap yazın