İlk Dokunuş ve Son Gözyaşı

Bir gün hayal kurmayı bıraktığında öleceksin
Bunu ben söylüyorum sana
Cevval bir toy, nüshasızca dert yanan gönlünde dolaşan bir gezgin.
Bunu ben söylüyorum sana.

İlelebet sürer mi bu zaruretimiz, bilmiyorum
Kendini mükellef hissediyorsun, görüyorum
Haydi tahrif et şu ortodoks aciz zihinleri!
Hayat acizlik için çok kısa biliyorum

Gün batımını en çok sana yakıştığı için seviyorum
Eğer müşterek isek orada
Sessiz ol, lodos bir şeyler fısıldayacak kulağına,
Nihai minnetlerimi de özgür bırakıyorum kayalıklara.

Kısıtlı zamanın mutluluğu da kısa oluyor,
Ufak bir bağlama ezgisiyle ve soprano melodiyle
Balıkçılar ağlarını toplarken demir atıyor.
Müphem olan ise oradaki kadının nereye daldığı derya deniz misali yüreğiyle

Düştük mü yollara iki divane tutkun gibi
Sofistike laflar ediyorum sürekli
Ve yavaş adımlarımlayım kalma benden geri.
Hep düşünüyorum tutarsın diye belki elimi..
Sense tekrar tekrar tasdik ediyorsun beni,
Icmişim ya ben senin şarabından buna neler demeli?

İzledim yol boyunca düşen gölgeni önüne
Açtım iç dünyamdaki romanı ve tükürdüm önsözüne
Serpişlerinle bengi su’yu gönlümün locasındaki cesede
Ve buğulu camlara yazdığın devrik cümlelerle,
Bir ömür unutulmayacak sayılar kazıdın tenime.

Senden geçmedim, bir gün olsun ben hiç vazgeçmedim.
Küstün hayata, söyle şimdi ben neyleyim?
Gel yanıma bi kere daha, başına yer yap omuzumda.
Kaç kere ödün verdin bunu nasıl söyleyim?

Gel,sevgilerin özlemiyim
Geleceğine çizilmiş hasretin portresiyim.
Senin konuşmadığın cümlenin ta kendisiyim.
Ama üzülme ,sen kovmadıkça ben hep baş köşendeyim!

Söyle sana n’oldu, kader seni mi buldu?
Gel beni kurtar dedin, yitirdim mi  umudumu?
Tek kelime etmeden hiç bi savaş kazandın mı?
Vaktinden borç aldım, faizi olarak her gün sana şiir yazdım.

Varlığına güvendiğim bu kalpte iktidarsın
Kaşiflerin gözündeki deniz kadarsın
Benim için hep ordasın
İyi ki şu hakir ömrümdeki en nahif detaysın…

Yazıyı paylaş
1

Bir cevap yazın