Gitmeyeceğini Sandığım Şeyler

Bir durgunum bu gece 
Cam kırıkları misali kelimelerin 
Kesikleri var yine ellerimde 
Yaşıyoruz be yine de 
Bakarken uykusuz gözlerle bilinmezlere 

Kaçıncı oldu saymadım 
Neden oldu bilmedim 
Kimseyi çağırmadım istemedim yanımda 
Yazmadım yazamadım her şeyi buraya.

Lânet ettim kara yazıma, bahtıma
Belki bundan sonra sahip olacağım sonsuzluğa
Küfrettim annemin gözyaşlarını döktüren adama
Hem varıma hem yoğuma

Bugün de izlemedim güneşin batışını
Deniz üzerinde ufkun kızıl eteğini nasıl kaldırdığını rüzgarın
Herkes yanımdaydı aslında hiç kimse
Mehtap eşliğinde yakamoz maviyi öperken

İçinde doğduğum acziyet, büyürken yoğrulduğum noksanlık mı beni ben yapıyor?
Yoksa çok mu iyi rol yapıyorum?
Ben mi soyutladım kendimi her şeyden!?
Uçar mı söz peki ya yazı mıdır bâki olan?

Görülmüş müdür benim gözyaşı döktüğüm?
Döktüm ama işte böyle,
Karanlıklar içinde
Sen uykuda ben yine penceremde,
Doğacak güneşi göresim gelir.

Güneş doğdu ben hep karanlığı aradım
Hiç olmayacak düşlere  daldım
Dilime pelesenk ettim küfürleri, hüznümden
Dura dura bir sel oldum,
taşamayan özünden.

Çok muhtaç oldum baba şefkatine
Bilmem söylesem mi söylemesem mi,
Uyumadan önce yine gözlesem mi yollarını bilmem ,gözlemesem mi?

Neylerdim ben bu kalemim olmasaydı eğer,
En güzel sesten en güzel şarkıyı arzulardım herhalde, müzikten kaçarken..

Nasibin vaktine esirliğini belki de nasibi, sorguladım hep.
İçerledim hep, ağladım aklıma ölüm gelince
Hatırlattı diye vedayı sadece
Ölebilirim belki genç yaşımda
En güzel hislerimi götürebilirim yazamadan.

Şimdi kavak yelleri esiyorken başımda
Sızlarken hep göğsümün sol yanı
Bazı kavramların içi yanlış anlamlarla doluyken
Ve yerinde olmayışıyla bazı şeylerin isyan ederken gönlümün çiçek bahçesi
Belki düşündürebilirim bu satırları okuyan yaşlı gözlerini.

Sorgulama beni için burkulmasın bana
Divane değilim ki ben!?
Yanımda gitmeyeceğini sandığım şeyler var
Ekmek, şarap, sen ve ben..

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın