Duygu Terazisi

Bazı zamanlarda anlayamıyorum kendimi, içimde bir boşluk oluyor; neden? Diye sorduğumda bazen cevap bulamıyorum. Cevap arayışım bana kendimden yeni şeyleri öğrenmemi sağlıyor. Bu yüzden bulsam da o boşluğun ihtiyacım olduğunu ve yaşamam gerektiğini söylüyorum kendime. Duygularımız sürekli değişir ve her yaşadığımız olayın etkileriyle yeniden şekillenir. Peki bizim istediğimiz yönde mi şekilleniyorlar? Duygu kontrolü çok önemlidir ve bunun için insanın kendini tanıması, kendisinde söz hakkının olması gerekiyor. Nasıl yani kendimde söz hakkı? İstemediğin duygunu kontrol altına alabiliyorsan ve seni mutlu eden duygularının iplerini salabiliyorsan kendine sözün geçiyordur. İstemediğimiz duyguları gömmek isteriz, bazen ölü; bazen de diri bir şekilde. Duygular hiçbir zaman ölmez, sadece dönüşür. Derinlere gömdüğümüzü sandığımız duygular öyle bi anda, boşluğumuzda ortaya çıkar ki; hayattan yediğimiz darbenin üstüne bir yumruk da onlar atar. Eğer kendimizde daha çok sözümüz geçsin istiyorsak duyguları diri diri gömmeye çalışmamalıyız. Onları yavaş yavaş kontrol altına alarak içimizde barındırmalıyız. İstemediğimiz sinir olduğunda mutluluğu gün yüzüne, istemediğimiz kıskançlık olduğunda kaybetme korkusunu, istemediğimiz herhangi bir şeyde tam tersi duyguyu canlandırmalıyız. Duygu terazisinde her dengesizlik yeni dengeler kurar, bu dengeleri istediğimiz yönde kurabilmemiz gerekir. Duyguları kontrol altına almanın en kolay ve sonradan sorunun en az olduğu şeklidir. Bu yüzdendir insanların sevdiği kişiden ayrılınca başkasına sarılması, içindeki acıyı başka bir mutlulukla dengelemeye çalışır. Bu yüzdendir güçlü insanların ağlarken gülmesi, içindeki sancıyı alaylarla kapatır. Duygu terazisinin 2 tarafının da altında kendimiz varız, bir taraf ağır geldiğinde yükü bizi ezer.

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın