Boynumdaki Anahtar

İnsanların birbirine olan davranışları, sistemin içinde gerçeklikten uzaklaşıp sahte değerler oluşturulması, kalpler yerine eşyalara değer verilmesi, benliklerimize olan saygısızlıklarımız ve her olayda illa karşıt insanların olup, karşıtlığın da bokunun çıkarılmasına sinirliyim. Sabretmem gerek, evet. Peki ne için? Tüm olanlar, emekler bir anda yok olsun diye mi? Sonumuzu bile bile neden yaşıyoruz? Yoksa hayatın cazibesi bir gün bitecek olması mı? Bazen sinirleniyorum kendime çünkü beni tatmin edecek cevaplar bulamıyorum. Sinirliyim çünkü ne yapmak istesem şu olur, bu olur diye bahaneler üretmeye başlıyorum kendime. Ne yapmalı insan? Sonu düşünüp şu anı mı kaybetmeli, şu anı düşünüp sonu mu unutmalı? Karar veremediğim için sinirliyim biraz da. Sevmeli miyiz kaybedeceğimizi bile bile, bırakmalı mıyız bir gün kopacağımızı bilsek de anıları? Kaybedecek olmamızdı belki de sevgiyi değerli kılan. Anlayamıyor insan bazen içinde bulunduğu durumu. Sinirliyim ama sabretmem gerekiyor. Tutunacak dal bulmam gerekiyor kendime. Dal bulamıyorsam tohum dikmem gerekiyor dünyamın topraklarına. Tutunacak dallarım olsun, kökleri dünyamı sarsın diye. Kime ihtiyacım var ki sanki, açılacak kapı mı yok? Kapı inşa ederim dünyama, anahtarını boynuma asarım. Her odayı istediğim gibi tasarlar, sadece geçmesini istediğim kişiye açarım kapımı. Dünyanızdaki mimarın siz olduğunuzu unutmayın, tüm odalarınızı rengarenk boyamanız dileğiyle..

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın